Henüz giriş yapmadınız.
Eğer bu ilk ziyaretiniz ise, önce Sitemizin Kılavuzunu okuyun.
Kılavuzda sitemiz hakkında bilmek istedikleriniz yazmaktadır. Buradaki mesajları görmek veya burada mesaj yazabilmek için buraya üye olmanız gerekmektedir.
Üye olmak için üyelik formunu doldurun. Daha geniş bilgi almak için burada yazılanları okuyabilirsiniz.
Eğer sitemize üye iseniz buradan veya hemen alttaki kutucuklara üye adı ve şifrenizi girerek giriş yapabilirsiniz...
MHP ŞANDIR: "BU ANAYASA SİZİN İÇİN DEĞİL KÜRT AÇILIMI İÇİN YAPILIYOR"
Mut Ziraat odası konferans salonunda muhtarlarla bir toplantı yapan MHP Grup Başkanvekili Mehmet Şandır, bu anayasa sizin için değil Kürt açılımı için yapılıyor dedi.
Şandır konuşmasına şöyle devam etti. Bir sonuç olarak söylemek gerekirse AK Parti özellikle de sayın başbakan bu toplumu bölmektedir. Evet, hayır ekseninde bu toplum bugün ikiye bölünmüştür. Ve birbirleriyle çatışmanın da eşiğindedir bunun sorumlusu ve suçlusu AK Parti iktidarıdır ve bilakis başbakandır. Bu toplumu parçalayan bölen bu toplumun huzurunu bozan hiçbir anayasa değişikliği meşru değildir.
Ne derdimiz vardı ki? Evet, Hayır ekseninde birbirimizden koptuk aynı evde aynı sokakta aynı köyde insanlar kimisi "evetçi" kimisi "hayırcı" gidin mecliste adam gibi uzlaşarak adam gibi anayasa değiştirin. Ama değerli vatandaşlarım AK Parti yöneticileri ve Sayın Başbakan bilerek isteyerek tahammülden uzlaşmayı engellediler. Bu anayasanın mecliste uzlaşarak çıkartılmasını önlediler sebebi o anayasa değişikliğinin sonuçlarından bir sorumluluk doğduğunda milleti kendilerine suç ortağı yapmak istiyorlar. Çünkü bu anayasa değişikliği Türkiye'nin geleceği milletimizin birliği açısından bir yıkım projesidir. Bu yıkım projesine sizi halkımızı suç ortağı yapmak istiyorlar. Onun için meclisteki uzlaşmayı engellediler halk oylamasına götürdüler sizi kendilerine suç ortağı yapıyorlar.
MHP olarak tüm gerçekleri milletimize anlatarak aktararak bu suça iştirak etmemelerini temin etmeye çalışıyoruz. Bu anayasa değişikliği milletin acil sorunlarını çözmüyorsa ne için yapılıyor siyasetçilere bunu sorun. Benim derdime çözüm yok Üretim araçlarına haciz edilemeyeceğini yeni anayasaya yazlım köylünün traktörü haciz edilemez fabrikanın makinesi haciz edilemez. Vergi borcunu ödeyemeyen bundan dolayı yurt dışına çıkamayanları burada affediyor. İhalelerde yolsuzluk yapan memurların dosyalarını mahkemeden geri çeken bir düzenleme getirdi.
Bu anayasa değişikliği sizin için değil Kürt açılımı için yapılıyor. Buna da engel olan anayasa mahkemesinin de yapısını değiştirerek bir alt yapı yapmak için yapıyoruz diyor sayın Başbakan. Başbakan 17 Nisan 2010 tarihinde Kanal 24 Televizyonunda açık görüş programında Başbakan Recep Tayip Erdoğan sorulan soru üzerine Bunu çok açık net söyledi "Biz bu anayasa değişikliğini başlattığımız Kürt açılımın önünü açmak ve alt yapı kurmak için yapıyoruz" dedi. Yani bu anayasa sizin için yapılmıyor Kürt açılımının önünü açmak için yapılıyor.
Nedir Kürt açılımı bunu da Başbakanın ifadeleriyle anlatayım. Başbakan Bir yurt gezisine çıkarken 23 Temmuz 2009 tarihinde Diyarbakır'da belediye sözün gereği ve başlattığı sürecin devamı olarak Kürt açılımını başlatıyorum dedi. Kürt sorununu demokrasi içerisinde siyaset üreterek çözeceğime söz veriyorum dedi ve verdiği söz bu. Kafamızı kuma sokmayalım Kürt sorunu bu topraklarda bir Kürt devleti kurma sorunudur. Kürt sorunu vatandaşlarımızın sizden farklı hangi sorunu olur. Fakirlik orda da var burada da var demokrasi sorunu orda da var burada da var Milletvekili, Bakan, İş adama olamıyorlar mı gelseler buraya dükkan açsalar engel mi oluyoruz Kürt arkadaşlarımıza nedir bizden farklı sorunu bizden farklı bir sorunları yok sorunları Kürt devleti kurma sorunu bu Kürt soylu kardeşlerimizin talebi ve sorunu da değil bu Türkiye'nin de ihtiyacı değil bu sorun İngilizlerin, Amerikalıların, küresel güçlerin ihtiyacıdır. İkinci İsrail ileri karakol mahiyetinde bu topraklarda bir Kürt devleti kurma projesidir.
Başbakan diyor ki başlattığımız Kürt açılımı tıkandı. Bunun önünü açabilmek için Anayasayı değiştiriyoruz işte bu anayasa değişikliği yani Kürt sorununu çözmek için başlatılan sürecin devamı olarak yapılan bu anayasa değişikliği şimdi sizin oyunuza sunuyor diyor ki evet diyerek buna destek verin.
Bakın PKK'nın temsilcileri sözcüleri bölücü siyaset yapan kişi ve kuruluşları BDP'nin genel başkanı Selahattin Demirtaş Ağrı mitinginde diyor ki Türkiye özerk bölgelerden oluşmalıdır bu bir projedir. Türkiye bunu imzaladı bundan Cemil Çiçek'in haberi vardır. Yani sizin bilmediğiniz bir yerlerde AK Parti hükümeti Türkiye'nin özel bölgelerle ayrışmasına dayalı bir proje imzalamış. Arkasından BDP Diyarbakır il başkanı Nijat Yaruk kendisini ziyaret eden heyete diyor ki biz AKP yöneticileriyle sizin tahmin ettiğinizin daha ötesinde görüşmeler yaptık ve mutabakata vardık bunların ne olduğunu bilmiyoruz. Ama bilenler var bu bilgi doğrultusunda konuşanlar var. Diyarbakır Büyükşehir belediye başkanı diyor ki Türk bayrağının yanına birde Kürt bayrağı asalım.
AKP oy veren vatandaşlarıma saygılar sunarım. Önümüzdeki seçimde kime oy verirseniz verin. Ama Atalarımızın bedelini kanla ödediği bu toprakların parçalanmasına seyirci kalamazsınız kalmamalıyız.
Bakın size Başbakanın bir metnini okuyacagım. Bu söylediklerimizin abartı olmadığını bilesiniz diye Başbakanın bir metnini okuyacağım. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan diyor ki 14 Ekim 2008 tarihinde grup toplantısında virgülüne bile dokunmadan tutanaklardan aldım. "Etnik kimliğe göre egemenlik talep edene düşman olarak bakmamalıyız. Terörde bir etnik kimlik kalemidir" bu topraklarda bir devlet kurmak isteyen devlet demek egemenlik demektir devlet toprak için terör yapana düşman gözüyle bakamayız bunun anlamı bu değilmi. Başbakanın söylediği bu söz Bu ülkenin parçalanabileceğini sayın başbakanda çok önceden var olduğunu ortaya koymaktadır. Yani PKK karşı düşmanlık besleyemeyiz diyor.
12Eylül 2010 tarihinde Hayır çıkması halinde bu süreç duracaktır Başka bir şey olmayacaktır. Kaybedeceğiniz bir şey yok. Yani anayasa değişikliği olmasa bile hayatınızda bir değişiklik olmayacak kabul edilmiş olması da sizin hayatınızda bir şey değiştirmeyecek ama Hayır çıkması hali AK Parti aklını başına getirecek yaptığı yanlıştan geri dönmesi imkanı verecek dedi.
Değerli Mutlular, bildiğiniz gibi Tokat'ın Reşadiye ilçesinde 7 Aralık 2009'da teröristler 7 akserimizi şehit etmişlerdi ve her şehidin ardından olduğu gibi o gün de yüreklerimiz yanmıştı. Tüm şehitlerimize tanrıdan rahmet diliyoruz. Yattıkları yer Cennet olsun.
Bu 7 şehitten biri olan Cengiz Sarıbaş'ın İstanbul-Ataköy'deki cenaze namazını kıldıran Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun, namazdan sonra cemaate seslenirken şu duayı yapmıştı:
"Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kore'de, Kıbrıs'ta ve yurdumuzun çeşitli bölgelerinde şehit düşen ve asil kanlarıyla cennet vatanımızı sulayan aziz şehitlerimizin, isimleri tarihe mal olmuş atalarımızın, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının ruhlarına hediye eyledik. Sen ulaştır ya Rabbi! Yurdunu, mukaddesatını canından aziz bilip görevi başında şehit olan ordu mensuplarımızın, emniyet ve güvenlik görevlilerimizin mensuplarının ruhlarına hediye eyledik, vasıl eyle ya Rabbi! Kahraman ordumuzu denizde, havada, karada daima mensur ve muzaffer eyle. Bizleri vatansız, gönüllerimizi ve kalplerimizi imansız, minarelerimizi ezansız bırakma ya Rabbi! Şehitler ölmez, vatan bölünmez. Amin."
Bu duanın ardından Zakir Uzun İstiklal Marşımızın 6'ncı ve 7'inci kıtalarını da okumuştu. Bu iki kıta şöyle diyor:
"Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı;
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı,
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsında hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda!"
Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, miting alanlarında sevgili Nazım Hikmet'in, "Bir ağaç gibi tek başına ve hür, Bir orman gibi kardeşçesine" dizelerini seslendirmektedir. Ben de Sevgili Nazım'ın şu dörtlüğü ile size seslenmeye devam etmek istiyorum:
"Daha gün o gün değil, dürülmesin bayraklar.
Dinleyin, duyduğunuz çakalların ulumasıdır.
Safları sıklaştırın çocuklar,
Bu kavga faşizme karşı, bu kavga hürriyet kavgasıdır."
Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun, o cenaze namazında çok ağır suçlar işlemiştir. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da vatanı savunmuş, Türk Kurtuluş Savaşı'nda işgal kuvvetlerine karşı koymuş ve vatanı işgalden kurtarmış Atatürk ve silah arkadaşları, Kıbrıs'ta Türk soydaşlarımızı Rum katliamından kurtarmış, Kardak'a Türk Bayrağı dikmiş, PKK ile mücadelede hayatlarını feda etmiş şehitlerimizin ruhları için dua etmiş, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" demiş. Son günlerde referandum konusunda PKK ile yaptığı anlaşma açığa çıkan, şehitlere "kelle", Abdullah Öcalan'a "Sayın" diyen Tayyip Erdoğan'a göre bundan daha büyük bir suç olabilir mi? Şehitler için 'ölüler' denilmeyeceği ayetlerde yazıyormuş, Tayyip Erdoğan'ın umurunda mı?
Müftü Zakir Uzun, göreceksiniz çok yakında Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz'ün dikkatini çekecek, hazırlayacağı yeni iddianamesine adı yerleştirilecek, "Ergenekoncu" sayılarak Silivri'deki yerini alacaktır.
Sayın Basın mensupları, değerli Mutlular, şimdi sizler elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün. Müftü Sayın Uzun'un bu duasından bir rahatsızlık duyuyor musunuz? Yüreğinde zerre kadar din, iman, vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan bir kimsenin bu duadan bir rahatsızlık duyması mümkün mü? İçinizde, "Evet, be bu duadan rahatsızım. Askerler ve güvenlik görevlileri ölsün, ölmek istemiyorlarsa PKK ile çarpışmasın, vatan bölünsün" diyen bir Allah kulu var mı?
Evet, bu duadan rahatsız olanlar da var bugün yurdumuzda. AKP hükümeti bu duadan çok rahatsız olmuş olacak ki, o duayı yapan Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun'u isteği dışında Mersin il emrine sürgün etmişti. Mersin de Zakir Uzun'u Mut'a Müftü yardımcısı olarak atamış bulunuyor. İstanbul ilinin dörtte bir nüfusunu barındıran Bakırköy müftülüğünden Mut müftü yardımcılığına. Keşke Sayın Müftü buraya, torunları olmakla kıvanç duyduğumuz, Türk Kurtuluş Savaşı'nda Atatürk'e verdiği destek ve ülkemizin işgalden kurtarılmasına sağladığı katkılar nedeniyle sevgili Atatürk'ün takdir ve sevgisini kazanmış Müftümüz Nadir Efendi'nin memleketine gelse de kendisi ile birlikte çalışma olanağı bulabilsek. Buraya geldiği takdirde kadirbilir ve onurlu Mut halkı kendisini bağrına basacak, halkımızı aydınlatma ve bilgilendirme çalışmalarında her türlü katkıyı sağlayacaktır.
Bugün ülkemizin minarelerinden serbestçe ezanlar okunabiliyorsa, isteyen herkes, özgürce namazını kılabiliyor, ibadetini yapabiliyorsa bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına borçlu değil miyiz? İşgal altında bir ülkede bu özgürlüklerin olamayacağını bugün Irak'ta, Filistin'de görmüyor muyuz?
Allah yolunda, vatan ve millet uğruna hayatını kaybedenlere "Şehit" denildiğini hepimiz biliyoruz. Şehitlere Yüce Allah ne büyük bir değer verdiğini Ali İmran suresinin 169-170 ve 195'inci, Bakara suresinin 154'üncü, Tevbe suresinin 111'inci ayetlerinde açıkça ortaya koymuştur. Bu konuda Yüce Allah, "Şehitlere 'ölüler' demeyin. Onlar ölü değil, tam aksine diridirler. Ancak onların diri olduğunu siz fark edemezsiniz" demektedir.
Sayın Basın mensupları, değerli Mutlular, güzel ve cennet vatanımız, bugün lanetli bir sürece sokulmuş ve bir iç çatışma ortamına doğru sürüklenmek istenmektedir. Bu lanetli süreci ulusça hep birlikte aşamaz ve cennet vatanımızı Amerika'nın Türkiye'nin bölünmesini esas almış projelerinde görev almış Erdoğanlardan ve AKP'den kurtaramazsak, bu iç çatışma tehlikesini bertaraf edemezsek bu ateş, partili, partisiz, şu partili, bu partili, köylü, kentli diye bir ayırım yapmaksızın hepimizi yakacaktır. Bugün Irak'ta yaşananlardan dersler almak zorundayız. Bu lanetli sürecten kurtulmak ve yeniden huzuru ve barışı yakalamak için 12 Eylül'de yapılacak referandum ilk fırsattır. Bu fırsatı kaçırırsak ve o referandumda Allah korusun "Evet" sonucu çıkarsa Türkiye ağır bir felakete sürüklenecektir. İşte o nedenle 12 Eylül'de huzur ve barıştan yana olan herkese çok önemli bir sorumluluk düşmektedir.
12 Eylül referandumundan "Evet" sonucu çıkarmak için "Umre Haccı"nı bile yasaklayan, Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun'un yukarıya aldığım duasından rahatsız olan AKP'den Türkiye'yi kurtarmak için 12 Eylül referandumunda "Hayır" demek hepimiz için hem dini, hem de milli bir görevdir.
ÜSKÜL'DEN MUT ÖĞRETMEN EVİNE DİYABETLİLER ADINA TEŞEKKÜR
Referandum çalışmaları kapsamında Mersin ve ilçelerinde faaliyetlerini sürdüren AK Parti Mersin Milletvekili, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. M. Zafer Üskül, Mut ilçesinde konakladığı öğretme nevinde diyabet hastalarına yönelik olarak sunulan 20 çeşit kahvaltılık nedeniyle kurum müdürü Emre Duru'ya teşekkürlerini iletti.
Referandum çalışmaları kapsamında Mersin ve ilçelerinde faaliyetlerini sürdüren AK Parti Mersin Milletvekili, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Prof. Dr. M. Zafer Üskül, Mut ilçesinde konakladığı öğretme nevinde diyabet hastalarına yönelik olarak sunulan 20 çeşit kahvaltılık nedeniyle kurum müdürü Emre Duru'ya teşekkürlerini iletti.
Yazılı açıklamasında, birçok beş yıldızlı otelde bile diyabetlilerin düşünülmediğini, kimi yerlerde şeker yerine kullanılan tatlandırıcı bile bulunmadığını belirten Üskül, ''Öğretmenevi müdürümüzü tüm diyabet hastaları adına gösterdiği duyarlılık için kutluyorum ve kendisine teşekkür ediyorum'' dedi.
Yaklaşık 20 yıldır diyabet hastası olduğunu ifade eden Üskül, diyabet hastaları ve hastalık konusunda toplumun daha duyarlı olması gerektiğini, özellikle otel, misafirhane ve restoranlarda diyabetlilerin de düşünülmesi gerektiğini belirtti.
Referandum çalışmaları nedeniyle Mersin'in ilçelerinde farklı öğretmen evlerinde konakladığını belirten Üskül, Mut Öğretmen evinin temizliği ve hizmet kalitesiyle de öne çıktığını belirterek, başta öğretmenevi müdürü olmak üzere tüm çalışanlarına teşekkür etti.
Bu tür kurumlara daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgulayan Üskül, ''Öğretmen evleri, ülkemizin dört bir yanında öğretmenlerimiz, kamu görevlilerimiz ve diğer misafirler için çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Kimi küçük ilçelerimizde doğru düzgün otel bile yok. Bu nedenle öğretmen evlerinin fiziki koşullarına ve hizmet kalitesine daha fazla önem vermek gerekiyor'' dedi.
"Yerelden Evrensele Mut'lu Olmak Bir Ayrıcalıktır!.."
Web Sitemiz :
http://www.mutilcesi.net ve http://www.mutilcemiz.net
Konularımız :
İnsana, doğaya, yaşama ilişkin alanların hepsine dair olayları, gözlemleri ve durumları eleştirel bir gözle irdelemek, öğrenmek, öğretmek ve paylaşmak amacı ile faaliyetlerde bulunur. Yöremize ilişkin güncel haberler, tanıtım faaliyetleri, etkinlikler, yorum ve gelişmelere dair bilgiler önceliğimizdir. Genel politika, eğitim, bilim, kültür, sanat, ekonomi, iletişim, insan kaynakları, spor, teknoloji, eğlence, sağlık alanları diğer çalışma konularımızdır.
Hedef Kitlemiz :
Mut ile gönül bağı bulunan, devletimizin temeli olan laik, demokratik ve sosyal hukuk prensiplerine ve Anayasanın değişmez ilkelerine bağlı, evrensel hukuki ve insani değerlere saygılı, bilimi yaşamında rehber edinmiş, statükodan, kariyerizmden ve bencillikten uzak, siyasal ve kişisel çıkar beklentisi olmayan; çağdaş, yenilikçi, dinamik, üretken, her türlü ayrımcılığa, ıkçılığa ve şiddete karşı olan, insan sevgisini en yüce değer olarak kabul eden kişi ve kurumlar.
Amacımız :
Sitede, konularımız başlığı altında belirtilen alanlarda araştırmalar ve paylaşımlarda bulunmak, hedef kitlemizde aradığımız özelliklere sahip ve çalışma konularımıza ilgi duyan Mut Sevdalılarını bir araya getirmek; ortak bir ruh ve bilinç paylaşım ortamı yaratmak, Mut'umuzun ve ülkemizin yerelden evrensele tanınmasına, gelişmesine ve güçlenmesine katkıda bulunmak.
Önceliğimiz:
İlk etapta; güzel Mut'umuzun başta kültürel ve ekonomik olarak her yönüyle tanıtımını yaparak, gelişmesine ve güçlenmesine katkıda bulunmak, bu alanda çalışan, eğitim gören, araştırma yapan, proje üreten kişi ve kurumları destekleyip, öncü bir rol üstlenen bir taban hareketi oluşturmak.
Üyelerimizi ve okurlarımızı bilgilendirmek, onların her türlü bilgi almalarına katkı sağlamak, yönetim sistemi içerisindeki eşit hak ve yükümlülükleri konusunda bilinçlenmelerine destek vermek.
Mut halkının birbiriyle olan ilişkilerinin güçlenmesine katkıda bulunmak, uzaktaki yakınlarımızı birbirine yakınlaştırmak, kültürel ve sosyal değerlerimizin gelişmesi ve unutulmaması için zemin oluşturmak.
Amaçlarımız doğrultusunda araştırmalar yapmak ve paylaşımlar sunmak.
Prensiplerimiz:
Siteye yapılan katkılar "Gönüllülük Esasına" dayalıdır.
Site kar amacı gütmez.
Sivil Toplum Örgütü çalışma ve anlayışını benimser, katılımcı ve çoğulculuk prensibini esas alır.
Emeğe saygılıdır.
Bağımsızdır. Hiç bir siyasi, idolojik organizasyonla veya kurumla organik ve fikirsel bağı yoktur.
Sitede yayınlanan yazılarda savunulan fikir ve düşüncelerden yazarlar sorumludur.
MHP li Mehmet ŞANDIR Beyin yazısını dikkatle okudum.Yalan yanlış birşey yok.Hepsi dogru şeyler.Birde belgeli,ispatlı konulara değinmiş.Takdir ettim.
Benim tuhafıma giden,bu millet olup bitenler konusunda gereksiz yere sorumlu aramaktadır..Kızmaktadırlar.Şehitlere üzülmektedirler.Yoksulluktan bahsetmektedirler.Çaresizlikten bahsetmektedirler.Aslında ülkeyi idare edenler birşeyi gizlemiyorlar ki..Gayet açık konuşuyorlar.Şunları şunları yaptım,şunları şunları da yapmadım diyorlar.Alınacak gücenecek birşey yok herşey ortada.Aslında kızmamızada gerek yok.Biraz da kabahat bizde değil mi?
NIHAT Hocam yazi icin tesekkürler.
AYDIN06 arkadasim heryere bir cevap yetistirmek zorunda hissetme kendini bence "İTİRAZIM VAR,İNCE SİYASET" demissin ne demek istedigin bile belli degil acik acik yazda bizde ögrenelim sayende. Sirf yazmak icin yazma altinida doldur simdiden tesekkürler anlayisin icin.