You are not logged in.

Dear visitor, welcome to MUT İLÇEMİZ NET. If this is your first visit here, please read the Help. It explains in detail how this page works. To use all features of this page, you should consider registering. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

Adabey

Administrator

  • "Adabey" is male
  • "Adabey" started this thread

Posts: 3,466

Location: Avrupa

Occupation: Sosyal Pedagog/Danışman

  • Send private message

1

Saturday, January 29th 2011, 6:27pm

Eskiden Çocuklarin Sokakta Oynadigi Oyunlar

[IMG]http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=46450[/IMG]


ESKİDEN ÇOCUKLARIN SOKAKTA OYNADIĞI OYUNLAR


Bundan otuz beş,kırk sene öncesine kadar büyük şehirlerimizde, o zamanlar parklar, çocuk bahçeleri, İnternet kahveler, evlerde televizyonlar, atariler, play station veya elektrikli oyuncaklar yoktu. Çocuklar kendi oyuncaklarını ve oyunlarını yaratmak zorunda idiler. Bunların başında telden araba yapımı gelirdi. Teller itina ile kıvrılır, tekerlekler tam daire olacak, direksiyonu süslü ve haftalarca verilen emek sonunda,görücüye yani sokağa çıkarılırdı. Bütün çocuklar yeni telden arabayı süzerler ve kendin mi yaptın sorusunu sorarlardı.

Bazıları da ben gördüm yaa! Babası yaptığı hemen eklerdi. Tabi iyi telden araba yapanların mahallede ayrı bir statüsü yani havası olurdu. Sonbaharda bütün mahalleli Uçurtma yapımına başlar. Uçurtmanın iki türlüsü yapılırdı, küçük çocuklar, adına şeytan uçurtması denen tek parça kağıttan yapılmış uçurtmalarını uçururlardı onun yapımı basitti. Bu uçurtma işi tam bir ustalık isterdi, babalar, amcalar, dayılar bütün akraba uçurtmayı toplu halde beraber yaparlar ve beraber uçururlardı. Kiminki en büyük ve en uzağa gidecek, yarışı içinde tam bir rekabet söz konusuydu. Bu çıtalı dediğimiz tipteki uçurtmalardı.
Yapımı ustalık isterdi ve değişik tipleri yapılırdı. Bunlardan yıldız şeklinde olanı ve fener dediğimiz tipleri birde klasik tip olan vardı. Çıtalı uçurtmada denge çok önemliydi, bir tarafı ağır olursa havada o tarafa yatardı ve buna baş attı denirdi. Çıtalar günlerce elde yontulur hepsi aynı kalınlıkta olması iyi uçması için elzemdi. Bazen de kamış bulanlar bunu kullanırdı. Tabi ki kuyruğunun ayrı bir önemi vardı, kuyruk gayet gösterişli ve parlak kağıtlardan yapılırdı. Çıtalının iki tarafına, kağıttan püskül yapılarak takılırdı. Birde fırfır denilen aksesuar gövdeye yerleştirilirdi ve bu rüzgarda ses çıkarırdı. Çember sürülürdü, daire şeklindeki bir demir, bunu demirciler yapardı ve bu sürülürdü.
Kız çocukları kendi bebeklerini yapmakta ustalaşmışlardı. Ellerine ne geçerse onlarla bebeklerini ,bunlar genellikle evdeki kırpık bezlerden yapılırdı.

TOPAÇ OYUNU:Sert ağaç cinslerinden topaçlar yapılırdı, genelde şimşir ağacı tercih edilir ve topacı yere hızlıca atınca kırılmaması için bu ağaç tercih edilirdi. Topacın ucuna kabara dediğimiz ve yerde dönmesini sağlayan çivi çakılırdı, topaçın dengesi önemliydi ve bu denge güzel olursa daha fazla dönerdi. Topaça bal mumu yedirilmiş ip sarılır ve ustalıkla yere atılırdı. Topaç oyunları iki türlü oynanırdı. İlki büyükçe yere bir daire çizilir ve boş topaçlar bunun içine konurdu, oyuncu topacını bunun içine atarak,yerdeki boş topaçları dairenin dışına çıkarmaya çalışırdı, çıkardığı topaç onun olurdu. Birde zaman yarış yapılırdı, aynı anda döndürülen topaçlardan hangisi daha fazla dönerse o galip sayılırdı.

Yaz akşamlarının vazgeçilmez oyunu tabi ki saklambaçtı. Aileler sıcaktan bahçelerine çıkarlar ve çay faslı başlayınca,mahallenin gençleri kızlı erkekli saklambaç'a koyulurdu ve geç vakitlere kadar sürerdi. Saklambaçta çanak, çömlek patladı değimi vardı. Ebeyi şaşırtmak ve karanlıkta başkasının ismini ona söyleterek sobelemekten ibaretti ve devamlı kıyafetler değiştirilirdi.
Bu herkesin bildiği klasik saklambaçtı.

KUKALI SAKLAMBAÇ : denilen ve eski bir teneke ile oynanan türü vardı. Teneke uzağa atılır ebe gidip onu getirinceye kadar, herkes saklanırdı. Yalnız kukayı getirirken geri geri gelmesi oyunun kuralıydı. Ebe saklananları ararken birisi kukayı yine uzağa fırlatırdı. Ebe kimi görürse gidip kukaya basar ve kakaladım derdi.

TAŞLI KUKA: dediğimiz bir oyun oynanırdı. Yine eski bir teneke küçük bir daire çizilir ve onun içine konurdu. Oyuncuların elinde yassı bir taş herkes var gücü ile çizgiden tenekeye taşını atardı amaç kukayı devirmek ve uzağa göndermekti. Ebe kukayı almaya gidince de herkes taşını alır çizginin dışına çıkardı. Eğer ebe çabuk davranıp kuka dikili halde o çizgi sınırları içinde, birisine değerse ebe o olurdu.

YAKAN TOP: Oyunu yine bütün mahalleli tarafından, güneş battıktan sonra oynanmaya başlanırdı...

ZIRZIR ZINBA: denilen bir oyun oynanırdı. Büyük bir daire çizilir içine ebe girerdi ve seksek tek ayak üzerinde, zırzır zımba diye bağırarak birine değmeye çalışırdı. Yalnız bu oyun sertti, ebenin sırtına yumrukla arkadan vurmak serbesti, ebe can havli içinde yine sekerek dairesine kaçardı..

DONBİK-DALYA: Oyunu yası taşlardan veya çanak, çömlek parçalarının üst üste dizilerek,topla oynandığı oyun türüydü. Bir çizgiden dizili dombik dediğimiz üst üste dizilmiş taşlara top atılır ve amaç onları vurarak yıkmaktı. Ebe topu almaya gidince oyuncular tarafından taşlar üst üste dizilmeye çalışırdı. Ebede elindeki topu birisine atarak vurmaya çalışırdı, top kime gelmişse ebe o olurdu..

ADAM GÖMMECE:Herkesin bir sağlam sopası olurdu ve yumuşak bir toprakta kendisine bir daire çizer ve kimin ebe olacağını belirlemek için herkes elindeki sopa ile çeliği saydırırdı, kim az saydırırsa o ebe olurdu. Ebe sıra ile elindeki çeliği kişilere atar eğer o kişi çeliğe vuramazsa yani ıskalarsa ebe o olurdu. Burada amaç hızlıca çeliğe vurmak ve uzağa göndermekti. Ebe çeliği getirinceye kadar kuyusu kazılırdı ve kuyu belli bir derinliğe gelmişse, kuyunun içine oyuncular tarafından altı okka denilen hareket yapılırdı, yani yaka paça atılırdı.

ÇELİK ÇOMAK:her yerde farklı oynanan çeşitleri vardı. Yine herkesin elinde bir sopası olur buna çelik denirdi.çomak ebe tarafından rakiplerine atılırdı. Birde yerden med denilen parçaya çomağı yerden vurarak havaya kaldırıp küvetlice ileri vurmak,ne kadar uzağa vurursan o kadar rakibinin sırtında medin yanına kadar, binilerek gidilirdi.

BİRDİRBİR:Hala, yeni nesiller tarafında bilinen bir oyunumuz, ama onunda kuralları vardı. Birdirbiri yöneten başkanın, ebenin üzerinden altlarken yaptığını aynısını, kendisini takip edenler tarafından yapmak zorunda idi oyuncular yapamayan ebe ile yer değiştirilirdi. Her atlamanın değişik sitilleri ve her atlamada ebe yerden biraz daha yükseğe durma kuralı vardı. Amaç yüksekten atlamaktı, atlıya mayan ebe olurdu.

GÜVERCİN TAKLA: Denilen bu oyun, vücudunu iyi kullanmak isteyen şimdiki beden derslerindeki, kasadan atlama gibi bir şeydi. İki guruba ayrılır ve ebe gurup kasayı oluşturur, öbür gurubun oyuncuları koşarak gelip bu insan kümesinin eğilmiş vaziyetteki sırtlarından takla atarak ve öbür tarafa ayak üzerinde düşülecek şekilde geçmekti. Elin yere değmesi veya takla aşamama yanma sebebi idi.

UZUN EŞEK: İki türlü olanı vardı, birisi ferdi tek eşek olur, öbürü ise eşli oynanırdı. İki gurup halinde oynanan eşli uzun eşek, oyunu yöneten bir işinin ilk baştaki kafasını bacaklarının arasına sokup eğilirdi ve arkadaşları da ardı ardına, onun arkasına dizilirlerdi,bur da amaç eşeği çökertmekti. Herkes bir kişinin üzerine atlayarak bütün ağırlık ona verilir ve o şahıs üzerindeki yükü çekemeyip,yere düşerdi, buna eşek çöktü denirdi. Oyunu yönetene Üsteki ekip başı, parmakları ile bir sayı gösterirdi ve alttakilere sorardı. Çattı pattı kaç attı? Altta ki sözcü bir sayı söylerdi eğer, gösterilmiş rakamı bilmişse, guruplar yer değişirdi. Bu oyunda resmen altta kalanın canı çıkardı ve mızıkçılık çok olurdu.



ALINTI
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


Counter:

Hits today: 358 | Hits yesterday: 3,706 | Hits record: 29,315 | Hits total: 3,624,427 | Clicks today: 7,068 | Clicks yesterday: 42,750 | Clicks total: 22,662,048 | Counter age (days): 1,162.19 | Counts since: Jul 27th 2011, 11:39pm
Rate this thread
istatistikler

 

Web Stats