Giriş yapmadınız.

  • "Ibrahim ARI" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Ibrahim ARI"

Mesajlar: 293

Konum: Avusturya

Meslek: Pedagog - Danışman

  • Özel mesaj gönder

1

Monday, October 2nd 2017, 10:51pm

Mısır'dan - 2 "Kullü Temam"

MISIR’DAN – 2
"KULLÜ TEMAM"


11 yaşındaki oğlum Ada ile beraber; 200 bin yıllık geçmişi olduğu kabul edilen insanla birlikte 7 bin yıl önce başlayan "Çok Tanrıcılık" devrinin, yaklaşık 4 bin yıl önce başlayan "Tek Tanrıcılık" dönemine evrildiği coğrafyanın tam karşı tarafında; enfes renkli ve berrak Kızıldeniz sahilinde geziniyoruz. Sonra özenli bir mimari ile yapılmış, El Dahar (Eski şehir bölgesi) şehrinin her yanından görülebilen Hurgada Al Mina Camii’nin önünden geçip, katılmak istediğimiz gezi turları için; yeğenim Mustafa’nın deneyimlediği ve bize önerdiği tur şirketine yöneliyoruz.

260 bin nüfuslu Hurgada yarı tropik çöl iklimine sahip. Su sorununu deniz suyunu işleyerek çözmüşler ancak çeşmelerden akan su içilmiyor. Cadde boyunca; bar ve fast food restoranları, geleneksel mağazalar, takı ve hediyelik eşya satan butikler, papirus, parfüm, baharat dükkanlarını görüyoruz. Alış veriş yapmamız için bize ingilizce seslenenler, içeri davet edenler derken aradığımız tur şirketine geliyoruz.

Şirket sahibi Mr. Mohammad ile selamlaşıp oturuyoruz. Sohbet ediyoruz. Eskiden Mısır ordusunda rütbeli askermiş. Bir yandan ısmarladığı içeceklerimizi yudumlarken diğer yandan sıkı sıkıya pazarlık yapıyoruz. Mısırlıların pazarlıkta oldukça usta olduklarına kesinlikle inanıyorum. Yine de aldığımız turlar bize otelde söylenen fiyatların nerdeyse dörtte biri. Nihayetinde; Mısır Müzesi, Nil Nehri tekne turu, Pramitler, Giza Sfenksi, Giftun Adası, Şnorkel Turu, 4x4’lerle çöl turu, deveye binme, Bedevi Kültürüne yakından bakış ve çöl safarisini içeren turları satın alıp bizi almak için bekleyen taksiye doğru yola çıkıyoruz. (Zamanımız yetmeyeceği için görmeyi çok istediğim Luksor turunu alamıyoruz.)

Taksi şoförümüzü sözleştiğimiz yerde bizi beklerken buluyoruz. Bizi görünce "Kullü temam?" - yani her şey yolunda değil mi? diyor. Bu defa Ada benden önce davranıp "kullü temam“ diyor. Gülüyoruz, neşemiz yerinde. Hele hele katılacağımız turlar için heyecanımız dorukta. En çokta dünyanın 7 harikasından birisi pramitleri göreceğimiz için...

Taksici konuşmak istiyor. Yarı ingilizce yarı arapça sorular soruyor. Çok az para kazanabildiğini, 4 çocuğu olduğunu ama her şeye rağmen çalıştığı, iş bulduğu, karınlarını doyurabildikleri için şükrettiğini söylüyor. "Anlıyorum" diyorum. Otel çalışanlarından biliyorum; emek, alın teri sömürüsü burada da revaçta. İnsanlar karın tokluğuna saatlerce çalıştırılıyorlar. Zengin ile fakir arasındaki uçurum her haliyle "beni gör, burdayım!" diye haykırıyor... Taksici bunlara kafa yorar mı bilemem ama nerde emek sömürüsü varsa orda zulüm var işte…

İlk turumuz olan 600 kilometrelik Kahire yolculuğu gece saat 1:30 gibi bizi otelimizden almaları ile başlıyor. Sabah 8-9 gibi Kahire Müzesi’nde olacağımız söyleniyor. Türk yapımı klimalı otobüsümüz, dünyanın en önemli deniz geçitlerinden biri olan, 168 kilometrelik Süveyş Kanalı’na paralel yol alıyor. Kızıldeniz ile Akdeniz’i birleştiren bu kanal fransız mühendisi Ferdinand de Lessepsin tarafından 1869 yılında açılmış.

Sabahın ilk ışıklarında 20 milyon nüfuslu Kahire’ye giriyoruz. Kahire yorgun, Kahire gri, Kahire solgun, Kahire tozlu, Kahire bakımsız ve sevgisiz… Sevgi ne de çok önemli oysa... Yüksek, lüks ve solgun binalar tarihi taş yapılarla iç içe geçmiş. Sokaklar kalabalık, telaşlı, her yer korna sesi, trafik berbat... Ara soklardaki el işçiliği üzerine çalışan dükkanlar siyah beyaz filmlerden alıntı gibi…

Siyah beyaz film deyince; yoldan geçmekte olan yüz hatları belirgin birini Ömer Şerif’e benzetiyorum. Sonra adamın silueti kayıp gidiyor otobüsün camından. Ünlü aktör Ömer Şerif iki yıl önce bu şehirde vefat etmişti. Kitabını da beğenerek okuduğum ve başrolünü oynadığı bir filminde evlatlığı Momo ile birlikte doğduğu topraklara, yani Anadolu’ya, Mevlana’ya doğru şiirsel bir yolculuğa çıkıyordu. Sufist Monsieur İbrahim…

Tur rehberimizin; eski cumhurbaşkan Hüsnü Mübarek sonrası geçiş hükümetleri, Müslüman Kardeşler yönetimi (Mursi) ve Sisi Darbesi dönemlerinde otoriteye karşı kitlesel ayaklanmalarla ünlü Tahrir Meydanı'na geldiğimizi ve Antik Mısır hazinelerine ev sahipliği yapan dünyanın en önemli müzelerinden birisi olan Kahire Müzesi’nin önünde olduğumuzu söylemesi ile irkildim…

Hey Ramses!
Hey Tutankhamun!
Hey Nefertiti!

Devam edecek…
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


Counter:

Hits heute: 9,314 | Hits gestern: 6,707 | Hits Tagesrekord: 32,785 | Hits gesamt: 9,370,448 | Klicks heute: 59,028 | Klicks gestern: 25,067 | Klicks gesamt: 110,037,838 | Alter (in Tagen): 2,278.89 | Gezählt seit: Jul 27th 2011, 11:39pm
Bu konuyu değerlendir
istatistikler

 

Web Stats