Giriş yapmadınız.

1

Friday, November 24th 2017, 12:54am

Atatürk ve 24 Kasım

ATATÜRK ve 24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜN ANLAMI
ÖĞRETMENLİĞİN TARİHİ

“Benim asıl kişiliğim ve niteliğim öğretmenliğimdir, ben milletimin öğretmeniyim” diyen, aziz Atamızın Bakanlar Kurulunun 11.11.1928 tarihinde kendisine verdiği ‘Başöğretmenlik Ünvanını’ kabul ederek onurlandırdığı Kasım ayında, O’nun verdiği ilhamla ışık saçan, eğitim ordusunun gönüllüleri, geçmiş ve gelecekteki tüm öğretmenler günümüz kutlu olsun.

Bu gün Atatürk’ün öğretmenliği üzerinde durmak ve bir kez daha büyük önderin bu yönüne dikkatinizi çekmek istiyorum.
Atatürk’ün 100. doğum yılı olan, 1981 yılının 24 Kasımından itibaren bu gün, öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlandı.
Öğretmenlik mesleğine yeni adım atanlar 24 Kasım’ da “Öğretmen Andını” içerek göreve başlarlar. Öğretmenlik mesleği yasayla 1924 te tanımlanmış ve geçmiş yüzyıllarda yaşanılan dini boyutundan ayrılmıştır.

Yüzyılımızın ortalarında ancak, eğitim hayatında çok başarılı ve çalışkan olanlar öğretmen olabiliyorlardı. Öğretmenlik tüm mesleklerden daha önemli ve kıymetliydi.
Öğretmenlik sürecinde; öğretmeninin atının ayağından sıçrayan çamuruna bile saygı duyan, öğretmenliğe ilişkin ayrı ve özgün bir model öngören ve öğretmenlik mesleğinin gereklerine uygun ilk programı yapan ve uygulatan Fatih Sultan Mehmet, bu girişimiyle öğretmenliği çağdaş anlamda, meslekleştirme bakımından, gerçekten öncü ve seçkin bir yere sahiptir.

Fatih Sultan Mehmet’le başlamış olan çalışmalar, 1848 yılında ‘Darülmuallim’ yani ilk Erkek Öğretmen Okulu açılmasıyla devam etmiş olup, başlangıcından itibaren geçen süre 320 yıl olsa da öğretmenlik mesleği, Atatürk ile doruk noktasına ve hak ettiği yere ulaşmış, kurumsallaştırılmış, çeşitlendirilmiş, sağlamlaştırılmış, güçlendirilmiş, meslekî etkinlik alanı genişletilmiştir. Meslekleşmenin ölçütleri de 1998 tanımlanarak kesinleşmiştir. Şimdi ise sınavla Başöğretmenlik, Uzman öğretmen şeklinde yükselme şansı olan statülü bir meslek haline getirilmiştir.

Gazi Mustafa Kemal ülkemizin geleceği olan en değerli varlığımız çocukları öğretmenlere emanet etmiştir. ”Yeni nesil siz öğretmenlerin eseri olacaktır, milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir” sözüyle toplumların kalkınmasının ve ilerlemesinin biz öğretmenlere ve dolayısıyla bizlerin yetiştirdiği nesillere bağlı olduğunu ifade etmiştir.

Ayrıca öğretmenliğin kutsallığını ve önemini vurgulamış ve öğretmenlere saygı duyan bir lider olarak; “memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin geleceğini yoğuran eğitim ordusudur “ diyerek, ülkenin kalkınması için gerçek hedefi göstermiştir.

Mustafa Kemal bir başka ifadesinde “İsterdim ki; siz öğretmenlerden feyiz alayım, siz beni yetiştiresiniz! O zaman milletim için, daha yararlı olurdum; fakat maalesef, yerine getirilmesi imkânsız bir arzu karşısında bulunuyoruz. Bu arzunun yerine başka bir istekte bulunacağım: Bugünün evlâtlarını yetiştiriniz! ” Hakikî zaferleri siz kazanacak ve sürdüreceksiniz ve mutlaka muvaffak olacaksınız”demiştir.

Öğretmenlik bir meslek olmakla birlikte, diğer meslekler gibi sevmeden yapılabilecek bir meslek değildir, tanımladığımızda öğretmen; öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği yeterlikleri kazandıran yüksek öğrenimi bitirerek, aldığı diplomayla öğretmenlik yapma yetkisini elde etmiş olan, öğrenmeye rehberlik eden kişidir.
Öğretmenlik Profesyonel olarak yapılan, statü boyutu olan bir meslektir. Öğretmenlik; aynı zamanda ‘hem bir meslek, hem bir ülküdür’ bir yaşam biçimidir, hayat tarzıdır, ‘toplumun en saygıdeğer unsurudur’
Öğretmen olmak için yola çıkan kişi, bir anlamda artık kendisi değildir, kendisi için değil, öğrencisi ve toplumu adına yaşar, fedakarlığı sınırsızdır. Hayat biçiminde daima sorumluluk taşır.

Kültürüyle, düşüncesiyle, giyinişiyle, yaşayışıyla örnek ve önder olur. Fedakarlık isteyen bir meslektir ama, bu fedakarlığı sadece öğrenmek ve öğretmek adına yapmaz, kendi hayatını, kendi kişisel arzu ve isteklerini yaşarken de, her yerde ve her zaman önder ve örnek bir meşale olduğunu unutmadan, ışık saçarak yaşamını yönlendirir. Mesleği ile ayrılmaz bir bütündür.

Öğretmen için öğrenci yaşam kaynağıdır, onunla yaşar, onunla çoğalır ve büyür. Öğretmen geçmiş ile geleceğin arasında, değer biçilemez bir köprüdür. Milli birlik ve beraberliğimizin teminatıdır.

Öğretmen; insanlığı, düşünmeyi, sevmeyi, iyiliği, doğruluğu, dürüstlüğü, mertliği, yeniliği ve yenileşmeyi, saygıyı, güven ve inancı, dostluğu, hoşgörüyü, kardeşliği, sorumluluk duygusunu, yardımlaşmayı, yaşamayı, azim ve iradeyi, sabretmeyi, bilimin gerçeğini ve güzelliğini, çağdaş olmayı, hayatı öğretirken ve yaşarken, kendisi de Sevginin Güneşi Olmalı, SEVGİ dağıtmalıdır.

Öğretmen yapıcı ve yaratıcıdır, öğrencinin bilgi ve becerilerinin gelişmesine yardımcı olur, onu doğruya sevk eder, ona dünyayı tanıtır. Öğretmen aynı zamanda sanatçıdır, sınıfa girerken KENDİSİNİ dışarıda bırakır. Bunlar ve bu kutsallığı yapamadığında ise, öğretmenliğin diğer mesleklerden hiçbir farkı kalmaz.

Öğretmen öğrencinin ruhunu sarar,onu tanır. Öğretmen ve öğrenci arasında özel ruhsal bir bağ kurulmalıdır, böylelikle öğrencinin öğrenmesinde genel gibi görünen öğrenme metotlarını bireysele çevirir, farklılıklardan bütün yaratıp aynı zamanda farklı kalınmasını sağlar, öğretme metotlarından analitik, bütünsel ve geleneksel olanından hangisinin, hangi öğrenciye kullanacağını bilir.

Öğrencinin topluma kazandırılmasını ve verilenlerin kalıcı olmasını sağlar, bunu yaparken öğrenciyle ruhsal bütünlük içinde olmalıdır. Çünkü öğretme bir kişi tarafından gerçekleştirilirken, öğrenme başka bir kişide oluşur. Çok açık ve basit gibi görülse de aslında üzerinde ciddî bir şekilde durulması gereken bir durumdur.

Öğretme ve öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için o iki kişi arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. Başka bir deyişle öğretmen ve öğrenci arasında özel bir bağ kurulmalıdır. Öğrenmeyi etkinleştiren öğretmen davranışları bir bütündür, sözlü ve sözsüz iletişimler tutarlı olmalıdır.

Öğrenciyi bir hammadde olarak ele alıp; titiz, dikkatli ve sabırla çalışarak, eğitimin bütün yönleriyle onu işler, dostça ve işbirliği içinde yeni, bilimsel, olumlu, kalıcı görüş ve davranışlar kazandırır, onu dünyanın en değerli varlığına dönüştürür. Güzeli, iyiyi, milli duyguları gençlerde oluşturarak, onların benliği olur.

Geleceğin güvencesi, öğretmene ve eğitime dayalıdır. Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir. Yani gelecek, onu inşa edenlerindir.
Aziz Atatürk’ün “ Ulusları kurtaracak olan yalnız ve anca öğretmenlerdir.” sözünü ve O’nun öğretmenliğini kendimize örnek alıp, çağdaş, azimle ve cesaretle bilim yoluna devam etmeliyiz.

Çağa damgasını vurmuş, biz Türk kadınları için yaptıklarına ayrıca minnet borçlu olduğumuz, eşsiz önder Atatürk 'ün ilke ve fikirleri, bugün olduğu gibi, gelecek yüzyıllara da ışık tutacaktır.

Öğretmenlere hitaben yaptığı bir konuşmasında;
“Bir taraftan genel bilgisizliği ve cahilliği yok etmeye çalışmakla birlikte, diğer taraftan toplumsal yaşamda faal, faydalı ve verimli elemanlar yetiştirmek lazımdır”
“Bir millet iyi bir eğitim ordusuna sahip olmadıkça; savaş meydanlarında ne kadar zafer kazanırsa kazansın, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak eğitim ordusuna bağlıdır. Sizler kutsal amaçları elde etmek için ölen ve öldüren birinci ordunun (askerin) niçin öldüğünü, öğreten bir orduya mensupsunuz. Hakiki zaferi siz kazanacak ve sürdüreceksiniz”
diyerek öğretmenliğin önemini bir kez daha vurgulamıştır.

Atatürk; çağdaş uygarlık seviyesine ulaşabilmek için öğretmenlere çok önemli görevler düştüğünü ve ” Bir tek şeye ihtiyacımız var oda, sıkı ve disiplinli bir çalışmaya “ sözüyle özetlemiştir.
Öğretmenler; Atadan aldıkları bu güçle, ona verdikleri sözlerini unutmayarak, kendilerini eğitmeye, yenilemeye, geliştirmeye, devam etmeleri ve çok çalışmaları gerektiğinin bilincindedirler.
Atatürk, yenilgiden yenilgiye koşan bir milletin, tamda yenilgiyi kader sandığı bir dönemde, çok ama çok çalışarak bu milletin kaderini değiştirmiştir.
Artık çağımızda ülkelerin gelişmişliği ekonomik durumlarına paralel, eğitim seviyeleriyle orantılıdır. Bu yüzyılda savaşlar bilgiyle yapılmaktadır. Bilgiden yoksun bir toplum, bilgisiz kalan bir ulus, eğitime gerekli önemi vermeyen ülkelerin ayakta kalma şansları yoktur.

“Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini kitaba vermeseydim bugün yapabildiğim işlerin hiç birini yapamazdım” diyen Atatürk’ün esas sırrı, bu sözündedir.
Bir öğrenci, Mahmut SADİ. Atayı, O’nun eğitime verdiği önemi ve o yıllarıı şöyle anlatır:
Mahmut SADİ. “Yıl 1923.İstanbul Üniversitesinde öğrenci olduğum sıralar.
Okul duvarında bir ilan görüyorum. Avrupa’ya talebe yollanacaktır. Allah Allah diyorum, ülke yıkık dökük yıl 1923 Avrupa’ya talebe! Lüks gibi gelen bir şey, ama bir şansımı denemek istedim.1 50 kişi içerisinde 11 kişi seçilmişiz. Benim ismimin yanına ATATÜRK “Berlin Üniversitesine gitsin” diye yazmış. Zaman geldi. Sirkeci garındayım, ama kafam öyle karışık ki gitsem mi kalsam mı, orda beni unutur mu bunlar, para yollarlar mı, gurbet ellerde ne yaparım? Bir an gitmemeye karar verdim, döndüm. O sırada bir müvezzi ismimi çağırdı “Mahmut SADİ, Mahmut SADİ, bir telgrafın var” telgrafı açtım aynen şunlar yazıyordu ”sizleri birer kıvılcım olarak gönderiyorum alevler olarak geri dönmelisiniz”. Var mı böyle bir şey? 11 öğrencinin nerede, ne zaman, ne düşünebileceğini hesap edebilen bir lider dünya lideri olmasın da ne olsun. Yıl 1923, biz evimizde bir çocuğumuzun huyunu değiştiremiyoruz . Tüm ülkenin huyu değişiyor. Bunla uğraşan bir insan yolladığı 11 öğrenci nerede?, ne zaman?, ne? düşünebileceğini hissedebiliyor. Mahmut Sadi devam ediyor “gel de şimdi gitme, git de orda çalışma, dön de bu ülke için canını verme”.diyor. Bu örnekte olduğu gibi sorumluluk alabilen, Atatürk gibi öğretmenler olmalıyız.

Kendince; hak etmediği hiçbir koltuğa oturmayan Mustafa Kemal, Bir köy okulunu ziyaretinde, ders vermekte olan genç bir öğretmenin sınıfına girdiği zaman, öğretmenin, yerini kendisine bırakması üzerine söyledikleri: -“ Hayır yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz! Eğer izin verirseniz, biz de sizden istifade etmek isteriz. Sınıfa girdiği zaman Cumhurbaşkanı bile, öğretmenden sonra gelir” diyecek kadar öğretmene saygılı, akademisyenlere oturduğu koltuktaki yerini verecek kadar yüce gönüllüydü. O insanüstü değildi, TAM insandı. Zor olanı yapmayı seven bir kişiydi.

Bizler ulu önderin” keşke öğrenciniz olsaydım” sözünü göz önüne alarak karşımızda sanki O varmışcasına, “isterdim ki idealimi gençlere aşıylasınız ve daima korumak hususunda çalışasınız” dediği gibi, işte ŞİMDİ biz; erkeğimizle –kadınımızla istediğin aydın öğretmenler olarak; gelenek, görenek ve adetlerimize sahip çıkarak, yozlaşmaya - bozulmaya meydan vermeyerek, bunları korumak için, yaşam kaynağımız olan gençlerimize SEVGİ tohumları ekerek, bize öğütlediğin gibi azimle, sabırla, saygıyla bu memlekete ‘öğretmen Andında ‘ verdiğimiz sözlerle “ Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir.

“Yeni nesil, cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır! “ diyen geçmişin gururu, geleceğin onuru Atamız bizden rica ettiğin, bizimde namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminde olduğu gibi “Fikri hür, Vicdanı hür, irfanı hür“ Mustafa Kemal’ler ve Cumhuriyet gençleri yetiştirmeye devam edeceğiz. İzindeyiz, sen rahat uyu, emanetin emin ellerde.

Biz öğretmenler; Karanlıkları aydınlatmak için;
Herkese doğruyu anlatmak için; Bu vatan, bu millet, bu bayrak için; Çağdaş Türkiye’nin hizmetindeyiz.
Bu kutsal mesleğin sevgili mensupları günümüzü tekrar coşkuyla kutluyor, ölen meslektaşlarımızı rahmetle anıyor, büyük öndere şükran ve saygılarımı sunuyorum.

Şerife ÜNÜVAR
Gıda Teknolojisi Formotörü / Uzman Eğitimci / Araştırmacı Yazar


KAYNAK GÖSTERMEDEN ALINTI YAPILAMAZ

Kaynaklar:
www. Öğretmen.info/öğretmenler (Prof.Dr.Ali Ulucan) Gazi Ü.E.Fak.
www.meb.gov.tr. ve Talim Terbiye Kurulu Yayını.
www.Memocal.com
Atatürk’ün Öğretmene Hitabı (Kütahya Lisesi 24 Mart 1923)
Nutuk
İlknur (Güntürkün) Kalıpcı (Araştırmacı yazar)
www.Dersimiz. Com
www.Eğitim siteleri
www.Eğitim.sitesi.com
Hürriyet gazetesi
www.ilkokuma.com

Counter:

Hits heute: 1,805 | Hits gestern: 0 | Hits Tagesrekord: 32,785 | Hits gesamt: 9,651,137 | Klicks heute: 13,219 | Klicks gestern: 0 | Klicks gesamt: 111,692,862 | Alter (in Tagen): 2,332.52 | Gezählt seit: Jul 27th 2011, 11:39pm
Bu konuyu değerlendir
istatistikler

 

Web Stats