You are not logged in.

Dear visitor, welcome to MUT İLÇEMİZ NET. If this is your first visit here, please read the Help. It explains in detail how this page works. To use all features of this page, you should consider registering. Please use the registration form, to register here or read more information about the registration process. If you are already registered, please login here.

Adabey

Administrator

  • "Adabey" is male
  • "Adabey" started this thread

Posts: 3,456

Location: Avrupa

Occupation: Sosyal Pedagog/Danışman

  • Send private message

1

Sunday, January 30th 2011, 12:09am

Eskiden Çocukken Oynadigimiz Oyunlar



ESKİDEN ÇOCUKKEN OYNADIĞIMIZ OYUNLAR


HARPÇILIK: Denilen bazılarının komen dediği oyun guruplara bölünerek takım halinde oynanırdı. Amaç burda karşı takımdan herkesi vurmaktı ve saklanarak yani siper alınarak oynanırdı.
Vurulmanın kuralı bütün vücudunun görülme pozisyonunda yakalanması idi, sadece kafanın görülmesi vurulma sayılmazdı;vurulan oyundan çıkar ve bir tarafta kimse kalmayıncaya kadar devam edilirdi... O zamanlar, hazır silah oyuncaklar yoktu, herkes kendi silahını tahtadan yapardı.

LİMON: oyunu denilen bir oyun vardı. Yarım bir limonla oynandığı için bazı yerlerde bu ismi almıştı. Üç metre çapında bir daire çizilir ve herkes ayağında limonu veya başka bir şeyi top saydırır gibi saydırıldı, en az saydıran ebe olur ve dairenin dışında olurdu. Dairenin içine belden yukarıya limon havaya doğru atılır ve burada ki amaç limon dairenin içinde yerle buluşmasını önlemekti. Dairenin içindeki kişi atılan nesneyi dairenin içine düşmeden, ayak, diz kafa ile, el kullanmak yasaktı. Dairenin dışına ve uzağa vurmaktı. Ebe nesnenim düştüğü yerden nesneyi veya limonu dairedeki kişiye atmak zorundaydı.

MİSKET OYUNU: Misket oyunun da değişik versiyonları vardı. Baş dediğimiz oyun türü: Misketler yan yana sıra ile dizilir ve elimizde ki en gösterişli ve ağır misketi ona başlık denirdi. Tabi önceden yere kaç misket dizileceği konuşulurdu ve herkes yere o kadar misket koyardı veya dizerdi. Başlık ile herkes dizili olan misketlerden açılır ve en uzağa açılmış olan ilk atışı yapma hakkına sahip olurdu. Herkes yerdeki misketlerden uzaklığına göre atma sırası belirlenirdi. En yakında olan, misketlerin başında kalırdı ve ilk atacak kişi ona şunu sorardı, Hangi baş? Sağ baş veya sol baş denirdi, o taraftan vuran vurduğu kadar misketi alırdı. En başta ve o baş söylenmişse o başı vuran yerdeki misketlerin tamamını alırdı. Tabi kimse vuramamışsa veya baştan itibaren kalan misketlerde, misketlerin başında durana kalırdı. Burada kural dizili misketlerin aynı hizadan çıkması ve tartışmaya mahal vermemesiydi. Misket oyunundan karlı çıkan yüttüm hepsini yüttüm derdi.

İsmi Gondik denilen bir tür vardı. Bu türde iki veya üç kişi ile oynanırdı başlığını birisi ileri doğru atardı, rakibi de onun başlığını vurmaya çalışırdı. Tabi ki baştan kaç misketine oynandığı konuşulurdu. Misket atmada gondik denilen sitil başlığını yuvarlamazda havadan tam rakibinin, başlığına atma tekniği idi. Ve bu oyunda karış mesafesi kurallardan birisiydi. Eğer rakibinin misketine senin misketin bir karış mesafe içinde ise vurdu, kabul edilirdi. Bu oyun elleri büyük olanlar için avantaj olurdu. Tabi yine Misket ile oynanan Miselles denilen ve yere bir eşit kenar üçgen çizilip, içine misketlerin konması ile oynanan bir tür vardı. Burada amaç başparmağın ile sıkıştırdığın başlığını tek tek üçgenin içindeki misketleri vurarak çizgilerin dışına çıkarmaktı. Eğer başlığınız üçgenin içinde kalırsa yanar ve o ana kadar yerden topladığınız, misketlerde tekrar yere bırakırdınız. Kuyu denilen bir misket oyunu vardı ve bu da iki türlü oynanırdı. Herkes misketin rahatlıkla gireceği bir kuyu açardı ve o kuyudan bir karış mesafeden öbür misketlere atış yapardı veya rakibini kuyusuna misketini sokarsa, oradan oyuna devam ederdi kuyusu ele geçirilmiş oyundan çıkar ve oyunun bitmesini beklerdi. Burada da yine kural misketi başparmak ile fırlatıp rakibinin misketini vurmaktı. Ortada bir kuyu boş ve sahipsiz olan türü de oynanırdı buna da kaptan denirdi. İleriye bir çizgi çizilir bu çizgiye misketler atılır, çizgiye en yakın misketin sahibi birinci olur ve oradan, misketini kuyuya sokan birinci olarak oynamaya hak kazanırdı. Kuyuyu ele geçiren öbürlerini kuyuya yaklaştırmaz ve burayı savunurdu.

YAĞ SATARIM BAL SATARIM OYUNU: Bu oyun genellikle, İlkokullarda beden derslerinde öğretmen nezaretinde oynanan bir oyundu. Sınıfta ki kişiler, yere çömelir ve bir daire oluşturulurdu, elinde mendil olan ve mendilin bir ucuna da düğüm atılırdı. Daire olmuş kişilerin etrafında, yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım diyerek gezerdi ve birisinin arkasına mendili bırakırdı, arkasında mendil olduğunu fark etmeyen kişi mendil ile dairenin etrafında kovalanır ve yerine oturuncaya kadar, kendisine mendil ile vurulurdu.

MENDİL KAPMACA: Yine bu oyun okular da oynanırdı. Sınıf takiler ikiye ayrılarak, karşılıklı dizilir ve ortada elinde bir mendil tutan, kişinin vermiş olduğu işaretle, guruplardan karşılıklı iki kişi çıkarak mendili rakibine yakalanmadan kendi tarafına getirmeye çalışırdı

CIZ: Bu oyun üç taş ile oynanır ve yere bir kare çizilir, ve tam ortadan kareyi enine ve boyuna bölen artı işareti şeklinde çizgi çekilirdi,amaç üç taşı yan yana getirip cız yapmaktı.

KÖREBE: Genellikle herkesin bildiği bu oyun, ebenin gözlerini bağlayarak, zevkle oynanan oyundu. Gözleri bağlı ebe birisini yakalayarak ismini söylerdi ve ebelikten kurtulurdu.

BEZİRGANBAŞI: En çok kızlar tarafından tercih edilen bir oyundu. Karşılıklı dizilir ve kollar havada ve ellerle birleşmiş vaziyette,Bezirganbaşı isimli bir şarkı söylenerek oynanırdı.

AŞIK ATMA: Genellikle kırsal kesimde hayvanların aşık kemiği ile oynanan bir oyundu ve kayış ile ele vurma vardı.
Benle kimse aşık atamaz lafı dilimize bu oyundan girmişti. O zamanlar her taraf apartmanlar ile dolmadığı için çocukların oyun oynayacağı, boş alanlar çoktu ve teknolojide, bugünkü oyuncak zenginliğini o kuşaklardan mahrum etmişti, acaba hangileri daha zevkli ve sosyal olmaya çocuklarımızın sağlığı bakımından hangisi daha faydalı tartışmaya açık bir konu bana kalırsa ben yaşadığım çocukluğumu tercih ederim.


ALINTI
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


ilknur kilinc

Yönetici

  • "ilknur kilinc" is female

Posts: 818

Location: Mut MERSİN

Occupation: Özel bir kuruluşta çalışıyorum

  • Send private message

2

Sunday, January 30th 2011, 6:13pm

Cevap: Eskiden Çocukken Oynadigimiz Oyunlar

Çocukluğumda bu oyunların hemen hemen hepsini oynadım ;) ve insan pisikolojisindede önemli olduğunu düşünüyorum oyunların çocuklarda..Şimdiki çocuklar bilgisayarın başından kalkmıyorlar yanlız :O teşekkürler güzel bir hatırlatmaydı...
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


Counter:

Hits today: 784 | Hits yesterday: 2,109 | Hits record: 29,315 | Hits total: 3,530,474 | Clicks today: 14,977 | Clicks yesterday: 42,418 | Clicks total: 21,594,283 | Counter age (days): 1,131.41 | Counts since: Jul 27th 2011, 11:39pm
Rate this thread
istatistikler

 

Web Stats