Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, MUT İLÇEMİZ NET sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

  • "Nihat MUSTUL" bir erkek
  • Konuyu başlatan "Nihat MUSTUL"

Mesajlar: 644

Konum: Mut

Meslek: Emekli Öğretmen, Yazar

  • Özel mesaj gönder

1

Wednesday, May 2nd 2018, 7:24pm

İnceliğin İnceliği Ödülü

İNCELİĞİN İNCELİĞİ ÖDÜLÜ


Zaman zaman şiir/şiircik yazsam da, hatta üç tane şiir kitapçığım olsa da, ‘ben şairim’ demedim hiçbir zaman, demiyorum da.
Elbette ki şairler dünyayı diğer insanlara göre çak daha farklı algılarlar. Soyut bir dünya kurarlar dizelerinde. Bu yüzden, “ şiir soyutlamanın en üst dilidir.”
Yazarlardaysa somutluk daha ağır basar.
Geçenlerde yaptığımız bir etkinliğin arkasından birkaç arkadaşım beni arayıp teşekkür etti. Bu, o arkadaşlarımın bir inceliğiydi tabi. Ama içlerinden birisi vardı ki, onun yaptığı inceliğin de inceliğiydi.
Başkalarının ağzından çıkan balsa, onun ağzından çıkan polenli baldı.
Çıtayla bal alırken ille de polenlileri seçerdim hep.
Kulaklarımdan girip ruhuma dağılan bu polenli balın altında kalamazdım.
Polenli bal kadar olmasa da, ben de bir ödül vermeyi düşündüm bu arkadaşıma.
Bu ödülün adı, “İnceliğin İnceliği Ödülü” olmalıydı elbette.
Ama ödül ne olmalıydı?..
Polenli bal doğaldı, doğadandı; dağlardandı…
Benim ödülüm de doğal, doğadan ve dağlardan olmalıydı…
Bir ödül vardı aklımda. Polenli bal değerinde olmasa da kendi türünün en az bulunanı, en özel ve en değerli olanıydı.
Zaten ilkbahar gelmişse, bol bol da yağmur yağmışsa, ocağa süt koyup altını yakmış olsam bile kimse durduramazdı beni evde, Mut’ta. Dağlar ve o beni çağırırdı. Birçok dostum da bilirdi ki, bu benim büyük bir tutkumdu.
Ve o sabah, her yanım coşku, koştum dağlara…
Nice işim vardı oysa Mut’ta…
Dağlara giderken giydiğim bir ayakkabım var. Epeyce eskidi, yeni birini alamadım daha. Zaman zaman toprak giriyor içine, çakıl giriyor.
Bir saat içinde üç tane bulabildim ancak. Ayaklarıma iki kez de diken battı.
İnanır mısınız, tam yedi saat dolandım dağlarda. Ne dereler geçtim, ne inişler inip yokuşlar çıktım, ne çalı dansları yaptım… Ama büyük bir keyifle, coşkun bir umutla hep.
Sonunda bir pişirim; bir ödül olacak kadar toplayabildim.
Nedir bu ödül biliyor musunuz? Kuzugöbeği!...
Pazarda satılsaydı da alsaydım bir pişirim, ya da bir arkadaşım verseydi, ödül olur muydu sizce? Bana göre olmazdı, hiç olmazdı hem de. Çünkü benim o akıl almaz tutkum, çocukça coşkum, yedi saat dur duraksız dağlarda dolaşışım, boncuk boncuk emeğim, asla azalmayan umudum, attığım adım bastığım taş sayısı, yüreğimin ödül ödül çarpışı eklenmemiş olurdu o zaman.
İşte bütün bunları ekleyerek, polenli bala birazcık denkleştiriyorum ödülümü.
Bir de ne öğrendim biliyor musunuz dağlarda gezerken, yılanların kuzugöbeğini bildiğini. Kuzugöbeğinin ocak ocak olduğunu biliyorum zaten. İki kez yılan gördüm. Ve ikisinin olduğu yerde de birkaç tane kuzugöbeği buldum.
Yedi saat kesintisiz dağlarda dolanan birisinin yorgunluğu nasıl olur sizce?..
Arkadaşıma ödülünü verdiğim an bitiverdi bütün yorgunluğum…
Mutluluk bu işte…
En çok sevdiklerimize, kendimize en yakın olanlara ‘sen’
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


Counter:

Hits heute: 186,444 | Hits gestern: 46,405 | Hits Tagesrekord: 186,444 | Hits gesamt: 11,188,860 | Klicks heute: 883,098 | Klicks gestern: 277,171 | Klicks gesamt: 117,346,340 | Alter (in Tagen): 2,640.83 | Gezählt seit: Jul 27th 2011, 11:39pm
Bu konuyu değerlendir
istatistikler

 

Web Stats