Giriş yapmadınız.

Sayın ziyaretçi, MUT İLÇEMİZ NET sitesine hoş geldiniz. Eğer buraya ilk ziyaretiniz ise lütfen yardım bölümünü okuyunuz. Böylece bu sitenin nasıl çalıştığı konusunda ayrıntılı bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer sitenin tüm olanaklarından faydalanmak istiyorsanız, kayıt yaptırmayı düşünmelisiniz. Bunun için kayıt formunu kullanabilir ya da bu bağlantıya giderek kayıt işlemi hakkında daha fazla bilgi alabilirsiniz. Eğer önceden kayıt yaptırdıysanız buradan giriş yapabilirsiniz.

  • "mutilcemiz.net" bir kadın
  • Konuyu başlatan "mutilcemiz.net"

Mesajlar: 529

Konum: Mut

Meslek: Editör

  • Özel mesaj gönder

1

Monday, May 5th 2008, 12:22pm

Hidrellez ve Gelenekleri...

HIDRELLEZ VE GELENEKLERİ...



Hıdrellez, bütün Türk dünyasında bilinen mevsimlik bayramlarımızdan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan hıdrellez günü, Hızır ve İlyas Peygamber'in yeryüzünde buluştukları gün olması nedeniyle kutlanmaktadır. Hızır ve İlyas sözcükleri birleşerek halk ağzında hıdrellez şeklini almıştır. Hıdrellez günü, Gregoryen takvimine göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır.

Halk arasında kullanılan takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılmaktadır: 6 Mayıs'tan 8 Kasım'a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım'dan 6 Mayıs'a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır.

Hızır ve Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan bazıları Hıdrellezin Mezopotamya ile Anadolu kültürlerine ait olduğu; bazıları ise İslamiyet öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yolundadır. Oysaki Hıdrellez Bayramı'nı ve Hızır inancını tek bir kültüre mal etmek olanaksızdır. İlk çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Yunanistan ve hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle ilgili bazı tanrılar adına çeşitli tören ve ayinlerin düzenlendiği görülmektedir.



Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan, Allah katında ermiş bir ulu ya da peygamberdir. Hızır'ın hüviyeti, yaşadığı yer ve zaman belli değildir. Hızır, baharın, baharla vücut bulan taze hayatın sembolüdür. Hızır inancının yaygın olduğu ülkemizde Hızır'a atfedilen özellikler şunlardır:

Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir.
Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eder.
Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar.
Dertlilere derman, hastalara şifa verir.
Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar.
İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.
Uğur ve kısmet sembolüdür.
Mucize ve keramet sahibidir.
Hızır, bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarını hatırlatmaktadır.

Ülkemizde Hıdrellez Bayramı 6 Mayıs tarihinde kutlanır. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlamaktadırlar.

Mevsimlik bayramlarımızdan biri olan Hıdrellez, ülkemizde etkin bir biçimde kutlanmaktadır. Büyük şehirlerde daha az olmak üzere, kasaba ve köylerde hıdrellez için önceden hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıklar, evin temizliği, üst-baş temizliği, yiyecek-içeceklerle ilgili hazırlıklardır. Hıdrellez gününden önce evler baştan başa temizlenir. Çünkü temiz olmayan evlere Hızır'ın uğramayacağı düşünülür. Hıdrellez günü giyilmek üzere yeni elbiseler, ayakkabılar alınır.

Anadolu'nun bazı yerlerinde Hıdrellez Günü yapılan duaların ve isteklerin kabul olması için sadaka verme, oruç tutma ve kurban kesme adeti vardır. Kurban ve adaklar Hızır hakkı için olmalıdır. Zira tüm bu hazırlıklar Hızır'a rastlamak amacına yöneliktir.

Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini ve taze kuzu eti ya da kuzu ciğeri yeme adeti vardır. Baharın ilk kuzusu yenildiği zaman sağlık ve şifa bulunacağına inanılır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır.

Hıdrellez gecesi Hızır'ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır. Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır'ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar.

Hıdrellezde baht açma törenleri de oldukça yaygın olarak uygulanan geleneklerimizdendir. Bu törene İstanbul ve çevresinde baht açma, Denizli ve çevresinde bahtiyar, Yörük ve Türkmenlerde mantıfar, Balıkesir ve çevresinde dağara yüzük atma, Edirne ve çevresinde niyet çıkarma, Erzurum'da mani çekme adı verilir. Törenler baharda doğanın ve tüm canlıların uyanmasıyla eş anlamlı olarak insanların da talihlerinin açılacağı inancıyla, şanslarını denemek için yapılır. Hıdrellezden bir gece önce bahtını denemek ve kısmetlerinin açılmasını sağlamak isteyen genç kızlar yeşillik bir yerde veya bir su kenarında toplanırlar. İçinde su bulunan bir çömleğe kendilerine ait yüzük, küpe, bilezik gibi şeyler koyarak ağzını tülbentle bağladıktan sonra bir gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah erkenden çömleğin yanına giderek sütlü kahve içip ağızlarının tadının bozulmaması için dua ederler. Ardından niyet çömleğinin açılmasına geçilir. Çömlekten içindekiler çıkarılırken bir yandan da maniler söylenir. Buna göre eşyanın sahibi hakkında yorumlar yapılır. Hıdrelleze özgü bu uygulama temelde bu şekilde yapılmakla birlikte, yörelere göre bazı farklılıklar da gösterebilmektedir. Son zamanlarda ise bu tören yalnızca evde kalmış kızların kısmetini açmak amacıyla yapılmaktadır.

Sonuç olarak, Anadolu'da hala görkemli törenlerle kutlanan Hıdrellez Bayramı insanlık tarihinde çok eski zamanlardan beri kutlanmaktadır. Farklı zamanlarda, farklı isimler altında kutlansa da Hıdrellez motiflerine pek çok yerde rastlamak mümkün olmaktadır. Baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Böylece bir bahar bayramı olan Hıdrellez evrensel bir nitelik kazanmıştır.

Kaynak: http://www.kultur.gov.tr/portal/kultur_tr.asp?belgeno=4530



2

Monday, May 5th 2008, 11:23pm

Aşkın Bayramı Hıdrellez

Hıdrellez, Anadoluınun en eski, en yaygın bayramıdır. Müslümanlar, Hıristiyanlar, Çingeneler herkesin bayramı. Anadolu halkını bütünleştiren ortak bir bayramdır Hıdrellez. Her zaman en güzel mevsimde, kara kışın sonunda, doğanın en güzel yüzünü gösterdiği bir anda kutlanır Hıdrellez. Anadolu halkının, verdiği güzel nimetlerden dolayı Tanrısına şükranlarını dilediği bir bayramdır Hıdrellez. Baharın gelişi Tanrı'nın bize sunduğu bir armağandır.

Anadoluıdaki Hıdrellez törenlerinin kökeni, Hititlerin Dumuzi / Temmuzi törenleriyle, Adonis eğlencesine dayanmaktaydı. Güzeller güzeli tanrıça Afrodit, doğanın güzelliğinin, yeşermesinin sembolüydü. Baharın gelişi, aslında Afroditıin güzel oğlu Adonisıin yer altından bir süreliğine yeryüzüne çıkmasını sembolize ediyordu. Adonis her baharda, yeryüzüne çıktığında tüm doğa sevinir, çiçekler açar, onuruna törenler yapılırdı. Adonis, yer altına indiğinde ise doğa üzülür, küser, tüm çiçek ve bitkiler üzüntüsünden solar... Bir başka inanışa göre de; bereket tanrısı Demeter, baş tanrı Zeusıtan kızını kurtarmak için yeraltına inip, kızını yeryüzüne çıkardığında her yer yeşerir. Doğa canlanır, ağaç ve tarlalar ürün vermeye başlar, bahar gelir. Daha sonra Hıristiyan dünyasına geçen Hıdrellez törenleri çoğunlukla 6 Nisanıda ölen Aziz Georgesıe bağlanır. Müslümanların inanışlarına göre ise Hıdrellez günü veya bahar, Hızır ile İlyasıın buluşması nedeniyle doğanın verdiği bir tepkidir...

Çocukluğumun Hıdrellez günleri

Çocukluk yıllarımda hatırladığım en renkli günlerim Hıdrellezıe aittir. Eski bayramlardan çok, Hıdrellez günlerini anımsıyorum. Ne hüznü, ne de kan var Hıdrellezıin. Sadece sevgi, neşe ve mutluk vardır. Her yaştan insanın katıldığı, herkese hitap eden bir gündür. Çocuklar, gençler, hatta yaşlıların neşe içinde oldukları bir gün olarak anımsıyorum Hıdrellez günlerini. Beni en çok etkileyen yanı ise, tutucu bir çevrede yaşamama karşın, genç kız ve erkeklerin bu kadar çok birbirlerine yaklaştığı en güzel günler olmasıydı.

Hıdrellez günleri çok ilginç törenler yapılırdı. Anlamını bilmesek de inanır ve yapardık. Hıdrellez akşamı evin kapısına ısırgan, söğüt, iğde, leylak, gül, nar gibi yeşillik konurdu, bahar geldi diye. Yani o sene yeşillik içinde geçmesi için. Gece yarısı, kimin ne dileği varsa ev, araba vb. evin önüne taşlarla yapardı. Neyin şeklini yaparsak, onu en kısa zamanda elde edeceğimize inanırdık. Gelin isteyenler evin içine gelinlik koyar, bebeği olmayanlar da gül dalına, salıncak kurup içine bebek bırakırlardı. Gül dalına para bağlanırdı, o yıl bereketli geçsin diye. Sabah erkenden kalkıp, kapı-pencere açılır, sabahleyin Hızır Aleyhisselam geçerken gördüklerini yapsın diye. Bazı yerlerde ise bu istekler, kibritlerle yapılırdı. Ne yalan söyleyeyim, bazı dileklerim yerine gelmişti. Masum batıl inanışları hâlâ çok seviyor, özlüyorum. Keşke o yıllardaki gibi bir kalbim olsa da, bu akşam, Tanrı'dan sürekli dilediğim tarihi bir Bursa evinin maketini yapsam. Ya da yemyeşil bir Bursaının resmini...

Hıdrellez İnanışları

Hıdrellez günlerinin en çok ilgimi çeken bölümü, kavanoz oyunuydu. Hıdrellezden bir gün önce, mahalle veya köydeki genç kızlardan yüzük, düğme, iğne vb. birçok şey toplanır. Bazı mahalle ve köylerde ise bu eşyalar kapı kapı dolaşarak toplanırdı. Bunlar bir çömleğe konulup üzeri suyla doldurulurdu. Ağzı bir iple güzelce bağlanıp, kilit vurulduktan sonra, bir gülün dibine gömülürdü. Çömleği gül dibine koyulmasının nedeni, Hızır ile İlyasıın gül dibinde buluşmalarına inanılmasıdır. O gece küp toprak altında kalır; ertesi gün kısmeti açılsın diye, yaşlı kızların başında kilit açılırdı. Çömleğe bir şeyler veren kızlar, mahalle veya köy meydanında bir araya toplanırlardı. 9-10 yaşlarındaki bir çocuk çömleğin başına oturtulup başına, kırmızı bir örtü örtülürdü. Bu çocuğun öksüz bir kız olmasına dikkat edilirdi. Çocuk hangi eşyayı çekerse, o eşyanın sahibinin kısmeti açılır, o kız da maniler okurdu. İşte bu küpe morkifol denilirdi. Adının ne anlama geldiğini hiç bilmiyorum...

Mahalle veya köyün mesire yerindeki büyük bir ağaca salıncak kurulurdu. Bazı yerlerde ise öğle sıraları toprağa gömülü kavanoz açıldığında, kavanozun içine kim bir şey koyduysa, o gelip salıncağa binip yükseklere doğru uçarak dilek tutardı. Böyle dilek tutulursa, istekleri kabul olacağına inanılır.

Hıdrellez günü iki şey mutlaka yapılırdı. Biri salıncak sallanma, diğer ise ateş üzerinden atlamadır. Hıdrellez geceleri birçok yerde sabahlara kadar uyulmazdı. Gece yarısı geçtikten sonra komşuların kapıları ısırgan otuyla bağlanırdı. Kim daha önce bağlarsa onun daha güçlü olacağına inanılırdı. Hıdrellez sabahı ise, sabah ezanıyla birlikte köy veya kentteki bazı özel çeşmelerin suyu, zemzem olarak aktığına inanıldığı için testilerle su alınırdı. Güneşin doğmasıyla birlikte herkes yeni elbiselerini giyerek salıncak kurulup sallanılır, ip atlanır, gezilir, oynanılır, sevinç ve neşeli bir gün geçirilmeye çalışılırdı. Çünkü Hıdrellez günü nasıl geçerse, tüm bir yıl öyle geçtiğine inanılırdı. Yaşlı kimseler dut ağacına gelip belini yaslar ve ıdut belim tut, dut belimi tut, dut belimi tutı diyerek sağlık dilerdi.

Hıdrellezıde, Emirsultan Camiiınin önünde bir genç kızın başında kilit açmış. Kilit açılmadan önce de besmele çekilip: Bahtım, bahtım Nerede altın tahtım Artık gelinlik vaktim!ı gibi şeyler söylenerek, kilit kızın başı üzerinde, açılınca kızın kısmeti de açılırmış. Kilidi ya hoca, ya da küçük bir erkek çocuk açarmış. Çocukluk yıllarında dostum Tankut da, bir kızın başında kilit açmıştı. Daha sonra da fakir fukaraya ıKem gözlere şiş!ı diye helallik dağıtılmış.

Özellikle köylerde, Hıdrellez günü hiçbir şey yapılmaz, ekip-biçilmezdi. Çünkü o günün uğursuz olduğuna inanırlardı. Hıdrellez günü ekilen hiçbir şeyin tutmayacağı söylenir. Hıdrellez günü düşen, ya da bir şeyine zarar gelen kişinin de bir daha iyileşmeyeceğine inanılır. Bazı köylerde ise Hıdrellez günleri cadı beklendiğini öğrendim. Nasıl bekliyorlarsa?.. Daha sonra da kadınlar sabana koşuşarak darı ekerlermiş.

Köylerde Hıdrellez

Bazı köylerde Hıdrellez akşamı, alaca karanlıkta, bu yıl evlenir miyim diye merak eden kız ve erkekler, rasgele bahçeden çubuk toplar. Bu çubukları bir kurdeleyle bağlayıp gül ağacının dibine bırakırlar. Sabah olunca ise çubuklar tek mi, çift mi diye eşlenir. Eğer çift çıkarsa evleneceğine, tek çıkarsa bu sene bakar kalacağına inanılır. Bahçede ekili soğan varsa, kuyruklarından iki yaprağını eşit bir biçimde kesilerek, iki ayrı yaprağını ayrı renkli iple bağlanır. Birine sefa, diğerine ise cefa isimleri konulur. Sabaha kadar hangisi daha fazla büyümüşse, senesine kadar günlerini o şekilde geçeceğine inanılır. Sefa ucu büyümüşse sefa yaşanır, cefa ucu büyümüşse cefa çekilir.

Bursa köylerinin çoğunda Hıdrellez törenleri, köyün kurucusu sayılan dede yatırının yanında yapılırdı. Nohut, tuz gibi yiyecekler toplanıp, Dede Çorbası hazırlanırdı. İşleri çok çabuk bitirip eğlenmeye vakit bırakmak için Hıdrellez sabahı çok erkenden kalkıp, aralarında bir iş dağılımı yapılırdı. Kadınların bir kısmı gözleme yapar, bir kısmı mısır kaynatır, bir kısmı da yakacak maddelerini hazırlar. Tüm hazırlıkların sonu gelince herkes bir araya gelip eğlenmeye başlar. Yıllar önce Dede Mezarlarında yapılan bu törenlerde sarhoş olana kadar içkiler içildi. Ancak yakın zamanlarda, bırakın içki içmeyi, eğlenme bile yadırganmaya başladı. Oysa önceleri Dede mezarlarındaki bu Hıdrellez alanı adeta bir şenlik alanı gibiydi. Bir yanda salıncak sallananlar, diğer yanda ateşin üstünden atlayanlar, şarkı-türkü söyleyenler, oyun oynayanlar vardı.

Hıdrellez günü çayıra yayılma

Hıdrellez günü herkes şehirden köyden uzaklaşır, yeşilliklere gidilirdi. Çömlek oyunu bittiğinde mutlaka kırlara gezi yapılırdı. Bu gezi çoğu zaman köy veya kentin en yakınlarındaki bir mesire yeriydi. Orada şen şakrak eğlenilirdi. Büyük bir ateş yakılıp üzerinden büyük-küçük demeden herkes atlardı. Salıncaklar kurulur, dolmalar sarılır, yumurta dolmaları yapılır, börekler, poğaçalar yenirdi. Daha çok da bugünlerde göl veya nehir kıyılarına gidilir olmuştur. Benim çocukluğumda da, Keramet Ilıcası ile Termal daha revaçta idi. Burunlu Austin marka ufak otobüsle yapılan o yolculukları hiç unutmadım. Son yıllarda çoğunlukla sadece ateş üzerinden atlama geleneği sürmektedir. Ateşin sihirli gücüyle, üzerinden atlayan kişinin tüm kötülükleri öleceğine hâlâ inanılır. Bazı köylerde, el ele tutuşarak, dilekleriyle birlikte ateşten atlanmaktadır.

Eski aşklar hep Hıdrellez günü başlardı

Baharla birlikte, özellikle gençlerin kanı kaynar, eski aşklar hep Hıdrellezde başlardı. Her sene sevgililer Hıdrellezde buluşup, çeşitli oyunlar oynar, kırlarda koşardı. Gece olunca da kızlar, sevgilileriyle birlikte ateşin üzerinden atlarken dilek tutardı. Kızlar hep şarkı söyleyip oynar, kadınlar ise yol kenarında bulunan ısırgan otlarının üzerinde ip atlardı. Tutucu bir çevrede büyümeme karşın, genç kız ve erkeklerin kanının kaynadığı bu günlerde, nedense aileler çok hoşgörülü davranırdı bize. Bir günlük özgürlüktü sanki Hıdrellez... Nişanlılık döneminde bayram veya Hıdrellez olduğu zaman, boynuzlarına kurdele bağlanan bir koç ile, torbalar dolusu çerez ve geline hediye olarak giyim eşyası götürülürdü. Hıdrellez günü ise nişanlılar, aileleriyle birlikte pikniğe çıkardı. Ama beni en çok etkileyen, Hıdrellez günleri sevgililerin karşılıklı olarak okudukları maniler olmuştur. Genç erkek ve kızlar, birbirlerine mani atışmaları o kadar hoştu ki, anlatamam. Günümüzdeki gibi kaba laf atmalar yerine hoş söylenmiş manileri, tüm mahalleli dinlerdi.

Hıdrellez, Anadolu halkının ortak duygusudur. Doğa ile halkın aynı anda neşeyle, sevgi ve güzelliklerle kutlanan aşkın bayramıdır:

Altın yüzüğüm var benim

Parmağıma dar benim

Şu köyümüzün içinde

Orta boylu yâr benim


Leblebi koydum tasa

Doldurdum basa basa

Benim bir sevgilim var

Azıcık boyu kısa


Su gelir millendirir

Çayırı çimlendirir

Benim sevdiğim oğlan

Dilsizi dillendirir


Denizde alabalık

Nedir bu kalabalık

Benim yarim yok burada

Ondan dünyam karanlık


Cevizin altı yeşil

Altında kahve pişir

Benim sevdiğim oğlan

Kızdıkça güzelleşir


İn dereye dereye

Dereden dereye mi

Yar bizim görüşmemiz

Seneden seneye mi


Karanfil ekemedim

Suyunu dökemedim

Yarim askerden geldi

Sarılıp öpemedim.

Adabey

Yönetici

  • "Adabey" bir erkek

Mesajlar: 3,580

Konum: Avrupa

Meslek: Sosyal Pedagog/Danışman

  • Özel mesaj gönder

3

Saturday, May 9th 2009, 10:15am

Cevap: Hidrellez ve Gelenekleri...

Hıdrellez bayramı kutlu olsun!
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


4

Saturday, May 9th 2009, 12:03pm

Cevap: Cevap: Hidrellez ve Gelenekleri...

Bizde eskiden hep beraber bahari karsilamak icin piknige giderdik, ne güzeldi. iyi bayramlar

mutilcesi

Editör

  • "mutilcesi" bir kadın

Mesajlar: 2,867

Konum: Mut

Meslek: Editör

  • Özel mesaj gönder

5

Sunday, May 5th 2013, 9:59pm

Hıdırellez'in Hikayesi



Hıdrellez, yaz aylarının başlangıcı olarak sayılan 6 Mayıs günü, Türk İslam geleneğine göre kutlanılan bayramın ismidir. Mayıs ayının 5'ini 6'sına bağlayan gecedir.Hıdırellezin dillerde dolaşan bir hikayesi de vardır.

İşte rivayetlere göre Hıdrellez Hikayesi;

Denizlerin ermişi İlyas ile karaların ermişi Hızır'ın buluşacağı gecedir. Her yıl vakti geldiğinde buluşurlar. Şayet buluşmazlarsa deniz denizlikten çıkar,toprak topraklığını yitirir. Tek bir canlı doğmaz, üremez, uçmaz, konmaz. Yani kıyametin habercileri Hızır ve İlyas olacaktır...

Yine rivayetlere göre;
Her yıl Mayıs'ın 5'ni 6'ya bağlayan gece dünyanın bir yerinde buluşurlar. Onların buluştukları yerde bahar farklıdır. Çiçekler daha bol,daha büyük olurlar. Gökyüzü daha başka bir mavi olur. İnekler bol süt verir. İnsanlar ölmez. Kurt kuş ölmez..

O gece, buluşmanın olduğu gece biri mağrıptan biri maşrıktan iki yıldız doğar. Hızır'lan İlyas'ın buluştuğu yerin tepesine kayarak gelirler, birleşirler. Hızır ile İlyas'ın üzerine ışık olup yağarlar. Hızır'la İlyas'ın el ele tutuştuğu, yıldızların gökte birleştiği anda dünyada herşey durur. Akarsular donar, akmazlar. Rüzgar esmez, yapraklar kımıldamaz. Damarlardaki kan bile akmaz. Herşey durur, hiçbir şey kımıldamaz. Dünya bir anda ölür.

Sonra herşey yeniden uyanır. Bir yaşam patlar orada. İşte bu yüzden insanlar bu birleşen yıldızları görmek için evlerinden yüksek tepelere giderler. Dam başlarında dururlar, akarsu dibinde dururlar. Dururlar ki o herşeyin donduğu anda dileklerini söyleyebilmek için. O anda o suların durduğu zamanda, o yıldızların birleştiği anda kim ne dilekte bulunursa o olur. O herşeyin durduğu anda ama. Öncesinde ya da sonrasında değil.

Hatta Kul Hüseyin adında çiftçi bu anda aklına isteği gelemeyince şöyle demiş: "Ya Allah, Ya Hızır, Ya İlyas.. Şu tepeyi ırmağın karşısına geçir" demiş tabi sonra kendi isteği aklına gelmiş ama iş işten geçmiş. Ve sonrasında uyuya kalmış. Sabah uyandığında ise ırmağın karşısındalarmış.
İşte Hıdırellez'in dillerde dolaşıp anlatılan hikayesi budur...
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


  • "Yörükbeyi" bir erkek

Mesajlar: 229

Konum: Ankara

Meslek: Eğitimci

  • Özel mesaj gönder

6

Monday, May 6th 2013, 8:22am

Yörükler Yoğurt Mayasini Çiğden Yapiyor

Yoğurdu "Hıdrellez çiyi" ile mayalayan Yörükler, her yıl 6-8 Mayıs'ta bitkilerden aldıkları çiy taneleriyle yoğurt mayası yapma geleneğini asırlardır sürdürüyor.
Hıdrellez'de yoğurt mayası için çiy toplama geleneğini atalarının beri devam ettirmekteler
Yoğurdu "Hıdrellez’in armağanı" olarak kabul ettiklerini söyleyen Yörükler dedelerinden öğrendiği çiy taneleriyle yoğurt mayalanma kültürü unutulmak üzere.
Yörük, göç yolunda koyundan sağdığı sütü bir ağacın altına koyduğunda koyulaştığını fark etmiş. Bunun çiy taneleri sayesinde olduğunu anlayan Yörük, o günü aklında tutmuş ve bu bir gelenek halini almıştır.
Bu geleneği sürdürerek, Hıdrellez diye kabul edilen 6 Mayıs ve sonraki iki günde sabah ezanıyla tan ağarması arasında bitkilere düşen ilk çiy tanelerini toplanırdı
Bu yoğurdu bir yıl maya olarak kullanırdı. -Maya değişimi sadece akrabalarla yapılır- yoğurt yapmak için süte katılan ve "çalacak" denilen mayanın yer yıl Hıdrellez’de yeniden yapılırdı.
Karakeçili Yörükleri "Çiy taneleriyle yapılan yoğurdun tadına doyum olmaz. Maya, sadece 6-8 Mayıs'ta toplanan çiy taneleriyle yapılır. Başka günlerde alınırsa tutmayacağına inanılırdı.
mutilcemiz_logo

mutilcemiz


Counter:

Hits heute: 306,336 | Hits gestern: 46,405 | Hits Tagesrekord: 306,336 | Hits gesamt: 11,308,752 | Klicks heute: 1,237,216 | Klicks gestern: 277,171 | Klicks gesamt: 117,700,458 | Alter (in Tagen): 2,670.87 | Gezählt seit: Jul 27th 2011, 11:39pm
Bu konuyu değerlendir
istatistikler

 

Web Stats